27 Haziran 2016

Film İzleyip Can Sıkıntısı Gidermek

İzleyecek şey yok sanki. Canım bir şeyler izlemek, içinde kaybolup gitmek istiyor. Karakterler içime işlesin. Olaylar karakterler beni boğmasın ama aşırı durgun-klişe olup canımı da sıkmasın. Sıkıldım artık. Klişeler ve karakteri yansıtamayan oyuncular harmanlanınca gözlerimi devirmekten kendimi alamıyorum. "Hadi amaa hayal dünyasında yaşamıyoruz, bu oyuncular niye böyle?" Beni böyle hissettirmeyen yapımlardan son izlediklerimi sunayım.

1) Freedom Writers (2007)
Bu neden sıkmadı? Gerçek hayattan alıntı olması sebebiyle mükemmel işleyen olaylar zinciri (örneğin, asi öğrencilerin aniden öğretmeni sevmesi hemen ardından gelen mükemmel dayanışma) değil gerçeklik vardı. Film çetelerden, ırkçılıktan, toplum içi bölünmeler ve ayrımcılıklardan bahsediyordu ve daha fazlasıydı. Bu konuda bilgimin az olduğunu öğrendim, filmi izlerken yeni şeyler ya da olayların ciddiyeti hakkında daha çok fikrim oldu, bu da filmi bende ayrıcalıklı yapan bir başka özellik. Bu filmin zamanlamasını iyi yapmışım ve alıp alabileceğim en iyi etkiyi almışım. Bir gün bu filme dair bir yazarım. Aramızda özel bir bağ oldu.

16 Haziran 2016

Merhabalar.


Hi guys, merhabalar gençler~!

Öncelikle okuyan şahıs (bir-iki tahmini okuyucum dışında) kimsin bilmiyorum ama umarım hayatın iyi gidiyordur. Burada olmaktan memnun olmanı dilerim şayet varlığından memnun okuyucu olmadan blog işine tutkuyla devam etmek beni zorlayan bir konu. 

Saydam döndü.. sayılmaz. Mümkün olursa ben de dönüş yapmaktan pek tabi mutluluk duyarım. Bunca zaman buranın boş kalmasının nedeni gerekli şartların sağlı olmaması(burası dinlemek için sıkıcı olan kısım, hadi geçelim) 




İki şey gerekli bana. Birincisi, sizin varlığınızı farketmem lazım. Üzgünüm, siz bana herhangi bir mesaj veya yorum yollamadıkça duvara konuşuyor gibi hissediyorum. (Sayfa görüntüleme sayısı pek bir şey ifade etmiyor yani.) Yorum yapmak için yazacak çok şeyiniz olmayabilir, benim de olmuyor. Sadece "Güzel yazı" veya "Paylaşım için teşekkürler" gibi yorum yapmışlığım az değil. Siz de yapın. Bir "merhaba" yazmak boş gelmez bana. 
Birinci madde beni önceden tanıyanlara hitabendi, sanırım. İkincisi, bloğumun yazarı olmak için fazlaca ot bir yaşamım var (sıkıcı-monoton yani). Birkaç fikire sahibim, onlar hakkında yazı yazabilirim. Endişem, fikirlerin tükenmesi ve bu sevgili sayfanın ölü bloğa dönüşmesi. Bu konuda iş bana düşüyor, sizin yardımınız olabilir mi? Belki. Birkaç fikir verebilirsiniz "şunu yapmayı bir düşün" diye. Değerlendiririz.

Evet bu paylaşımın amacı, öncelikle kendi varlığımı bildirmek sonra da sizden aynısı beklemek idi. Blog yazmayı seviyorum ama yüksek kriterlerim var. (Nasipse) Kafamdaki başarılı blogger olma sürecinde bana eşlik edebilirsiniz ya da yardımcı olabilirsiniz. Hani dünyada yapacak başka bir işiniz kalmadıysa diye söylüyorum.

İşler güzel giderse yüksek ihtimalle bir tanıtım yazısı gelir. 
İlgi alanlarım hakkında yeterli bilgilendirmeden sonra o alanlarla alakalı paylaşımlar gelebilir. 
İsterim ki bir paylaşımın sonuna geldiğinizde size katkısı olan yazılarım da olsun örneğin günlük yaşam kalitenizi arttıracak birtakım fikir/öneriler (okunduğu kadar mükemmel şeyler beklemeyelim lütfen) 
'Dert dinlenir' ya da 'dert anlatılır' temalı yazılar gelebilir. 
Bloggerda meşhur "mim"ler var. (Belirli temaya ait soruların olduğu ve bunları cevaplandırıp başkalarına paslaya paslaya devam eden, birbirimizi tanımayı kolaylaştıran bir tür etkinlik.) Mim üretir ya da olanı yaparım, olabilir. 
Eskiden resim yapar, buraya koyardım. Eskisi gibi aktif dışa açık parçalar yapmıyorum(ünlü portresi gibi). Kendi içimde birtakım çizim-boyamalarım var. Uygun bir şeyler varsa onlar da gelebilir.

Söyleyeceklerim bu kadar, zaman ayıranlarınıza teşekkürler. Bi sinyal yollamayı unutmayın~



~--~
           Saydam'dan Merhaba yazısı okudunuz.
Wide Eye Onion Kun