06 Kasım 2016

Sarı Kepçe Kulak ile Kısa Bir Anı

Dün aklımdan bir yazı yazmak geçti. Telefonumdan silemediğim, üstüne bir şey karalama isteği taşıdığım bir fotoğrafla ilgili bir şey...
Her şey bu fotoğrafla başladı. Kardeşim bana bu fotoğrafı atıp "Annesi falan yok herhalde, süt verin" yazmıştı. Heyecanlanmıştım, üstelik mesajı geç görmüştüm ve hava kararmıştı bile. Hala sokaktaydı ve ben de çıkıp kaşar peynir vermeye çalıştım. Tüyleri yine böyleydi, diken diken. Çevredeki kediler peynirleri güzelce yedi ama bu daha zar zor yürüyordu, önüne attığımda algılamakta zorluk yaşıyordu herhalde yoksa normal bir kedi gibi refleksle atılırdı. Benden ürktüğü için yaklaşmadı ama anası olduğunu tahmin ettiğim kedinin yanına geldi, orada bir şeyler yiyebildi. Annesiyle bir de bundan büyük olduğu belli ama hala yavru sayılacak bir kediyle sokakta ilerleyip gittiler. Ben bu turuncu, ufak, incecik kuyruğu olan sıpayı unutamadım. Akşamları evdekilere soruyordum sabah gördünüz mü diye. Pek ortalıkta görünmedi, zaten anası bizim evin önünde çok takılmazdı ama ben hala yaşayıp yaşamadığı merak ediyordum. Fotoğrafını çevremdekilere gösterdim, "Aaa hasta bu, çok yaşamaz" dediler. Üzüldüm. Ben çoktan hayaller kurmuştum, her sabah ona bir şeyler vereceğim, kedilere dokunmak konusundaki ürkekliğimi atlatacağım, (büyütüp okula göndereceğim haha) vesayre... Ben kedinin yaşaması konusunda ümidimi kaybetmişken ikinci bir mesaj geldi.

Uzun bir zaman silemedim bu mesajı. Açıp açıp mutlu oluyordum. Sıpa, tüyleri düzelmiş hem de pek hasta gibi durmuyordu. Kepçe kocaman kulaklarından belliydi. Öyle de işte, ben onu bir kere ve son defa görmüş oldum. Daha da rastlaşmadık. Umarım yaşıyordur. Bunca zaman öyle umdum. Anası gene buralarda dolaşıyor, daha kaç kere yavruladı Allah bilir. Benim aklımda en son kalan bu fotoğraflar ve üç irili ufaklı kedinin akşam vakti uzaklaştığı o kare oldu.
Wide Eye Onion Kun